8 Ekim 2014 Çarşamba

Uzun Bir Aradan Sonra Müzik Postu: Metallica- Unforgiven Üçlemesi


 Merhaba!
Blogu gözden geçirirken farkettim ki en son 7 Nisan'da müzik postu yayınlamışım. -Shame on me :/ -
 Utandım açıkçası.Çünkü müzik bilgimin ve ilgimin olduğu bir alan fakat buna rağmen çok az post oluşturuyorum.Bundan sonra arttırmaya çalışacağım inşallah.
 Bu yazımda sizlerle benim için çok ama çok önemli olan üç şarkıyı paylaşacağım.

 "METALLICA-UNFORGIVEN I-II-III"


Uzun süredir Rock-Metal tarzı müzikleri dinlememe rağmen Metallica'yla gerçek anlamda tanışmam çok yakınlarda gerçekleşti.Henüz 15 yaşındayım.Müzik konusunda 13 yaşından beri oturmuş bir tarzım var.13 yaşındayken Türk Rock gruplarına ilgi duyuyordum.Özellikle maNga'nın tam anlamıyla hastasıydım.Arada sırada rap müzik dinliyordum.Fakat bir süre sonra rap müziği çok sevmediğimi farkettim ve dinlemeyi bıraktım.Yani neredeyse sadece maNga dinliyordum.Bu şekilde yaklaşık bir sene geçti. 14 yaşındayken sadece bir grubu/kişiyi dinlemenin doğru olmadığını düşünmeye başladım. maNga hayranlığım azaldı ve bu boşluğu başka müzik türleri doldurmaya başladı. Güncel yabancı şarkılar dinliyordum. Ne bileyim Katy Perry,Taylor Swift filan. Sonra liseye geçtim yani 15 yaş (Şuan lise 2 ye gidiyorum.). Guns N' Roses,Nirvana,Metallica,Iron Maiden,Black Sabbath,Led Zeppelin,Red Hot Chili Peppers gibi efsanevi rock gruplarını dinlemeye başladım. Aynı zamanda Sting,Elvis Presley,Lana Del Rey de dinliyordum.Zamanla favori grubum Guns N' Roses oldu.Cidden geçen sene müzik zevkimin şekillenmesinde çok büyük rol oynadı.Bu sene ise geçen seneki zevklerim devam ediyor.Hala biraz önce saydığım grupları dinliyorum.Bu seneki en büyük gelişme, Metallica'yı anlamaya başlamam oldu. Geçen sene ben de bir çok çömez gibi sadece "Nothing Else Matters" ı dinliyordum bir de "One" ve "Welcome Home" var. Tüm Metallica bilgim bunlardan ibaretti. Bir süre Iron Maiden'ın yoğunlukta olduğu bir şarkı listem oldu. Ardından Metallica'yı araştırmaya başladım.Sonra "Hey! Aradığım buymuş!" luk bir olay oldu. Metallica şarkılarını keşfederken The Unforgiven'ı dinledim.Buyurunuz:


Ve sözlerini inceledim. Onları da buraya bırakıyorum:

New blood joins this earth 
Taze bir kan dünyaya katılıyor 

And quickly he's subdued 
Ve hemen boyunduruk altına alınıyor 

Through constant pained disgrace 
Durmayan incinmiş kara lekeyle 

The young boy learns their rules 
Genç çocuk onların kurallarını öğreniyor 

With time the child draws in 
Zamanla çocuk içine kapanıyor 

This whipping-boy done wrong 
Bu şamar oğlanı yanlış yaptı 

Deprived of all his thoughts 
Tüm düşüncelerinden mahrum bırakıldı 

The young man struggles on and on he's known 
Genç adam çabalayıp duruyor ve biliniyor 

A vow unto his own 
Kendine edilmiş bir yemin 

That never from this day his will they'll take away 
Bugünden itibaren asla arzusunu uzaklaştıramayacaklar 

Nakarat [ 

What i've felt what i've known 
Hissettiklerim ve bildiklerim 

Never shined through in what i've shown 
Gösterdiklerimin içinden hiç parlamadı 

Never be never see 
Asla olmadım, asla görmedim 

Won't see what might have been 
Neler olmuş olabileceğini görmeyeceğim 

What i've felt what i've known 
Hissettiklerim ve bildiklerimFrom 

Never shined through in what i've shown 
Gösterdiklerimin içinden hiç parlamadı 

Never free never me 
Hiç özgür olmadım, hiç ben olmadım 

So i dub thee unforgiven 
Bu yüzden size affedilmeyen ismini takıyorum ] 

They dedicate their lives to running all of his 
Hayatlarını onun her şeyini götürmeye adadılar 

He tries to please them all 
Hepsini memnun etmeye çalışıyor 

This bitter man he is throughout his life the same 
Bu kötü adam hayatı boyunca aynı 

He's battled constantly this fight he cannot win 
Kazanamayacağı bu savaşta durmadan savaştırıldı 

A tired man they see no longer cares 
Gördükleri yaşlı adam artık umursamıyor 

The old man then prepares to die regretfully 
Sonra yaşlı adam üzüntülü bir şekilde ölmeye hazırlanıyor 

That old man here is me 
Burdaki o yaşlı adam benim 

Nakarat 

You labeled me i'll label you 
Siz beni yaftaladınız, ben de sizi yaftalıyorum 

So i dub thee unforgiven 
Bu yüzden size affedilmeyen ismini takıyorum 


Çok etkilendim.Tabii ilk düşündüğüm,Acaba ben de affedilmeyen miyim?, oldu.Hala düşünüyorum.Ben Affedilmeyen'im veya ben Affedilmeyen değilim diyen varsa yorum bırakabilir.

 Ve düşünüyorum da ırk,cinsiyet ve yaş farketmiyor hepimizin etrafında kendi kurallarını veya toplumsal kuralları anayasa yapmış,etrafındakilerin de bu anayasaya uymaya zorlayan,farklılıklara tüm gücüyle karşı duran insanlar var.

 Bu şarkıda en çok etkilendiğim kısım James'in tüm hikayeyi anlattıktan sonra, işte o adam benim ve burada durmuş cesurca anlatıyorum, dercesine That old man here is me dediği kısım oldu.

James Hetfield'ın harika sesi, Lars Ulrich'in bateri performansları ve hem Dave Mustaine'in hem de Kirk Hammet'in harika soloları gruba daha çok ısınmamı sağladı.



Tabii Unforgiven I 'i dinleyince Unforgiven II'ye geçtim. Sanki böyle dizi izliyormuşum da yeni bir bölüm gelmişçesine atladım :D

Cidden şarkının devamı gibiydi.

Klibi buraya bırakıyorum:


Sözlerini ve çevirisini de inceledim:

Lay beside me 
Yanıma otur 

Tell me what they've done 
Ne yaptıklarını anlat 

Speak the words i wanna hear 
Duymak istediğim sözleri söyle 

To make my demons run 
Şeytanlarımı kaçırmak için 

The door is locked now 
Kapı kilitli şimdi 

But it's open if you're true 
Ama doğruysan açıktır 

If you can understand the me 
Eğer sen beni anlayabilirsen 

Then i can understand the you 
O zaman ben de seni anlayabilirim 

Lay beside me 
Yanıma otur 

Under wicked sky 
Nefret dolu gökyüzünün altında 

The black of day, dark of night 
Günün siyahlığı, gecenin karanlığı 

We share this paralyze 
Beraber felç oluyoruz 

The door cracks open 
Kapı çatlayarak açılıyor 

But there's no sun shining through 
Ama içinden hiç güneş ışığı gelmiyor 

Black heart scarring darker still 
Siyah kalp hala daha koyu yara izi bırakıyor 

But there's no sun shining through 
Ama içinden hiç güneş ışığı gelmiyor 

No, there's no sun shining through 
Hayır, içinden hiç güneş ışığı gelmiyor 

No, there's no sun shining 
Hayır hiç güneş ışığı yok 

Nakarat 

What i've felt what i've known 
Hissettiklerim ve bildiklerim 

Turn the pages turn the stone 
Sayfaları çevir, taşı çevir 

Behind the door should i open it for you? 
Kapının arkasındayım, onu senin için açmalı mıyım? 

Yeah, what i've felt what i've known 
Evet, hissettiklerim ve bildiklerim 

Sick and tired i stand alone 
Hasta ve bitkin ayakta yalnız duruyorum 

Could you be there 'cause i'm the one who waits for you 
Orada olabilir misin çünkü seni bekleyen benim 

Or are you unforgiven too? 
Yoksa sen de mi affedilmeyensin ] 

Come lay beside me 
Gel yanıma otur 

This won't hurt, i swear 
Bu acıtmayacak, söz veriyorum 

She loves me not, she loves me still 
Beni sevmiyor, beni hala seviyor 

But she'll never love again 
Ama bir daha asla sevmeyecek 

She lay beside me 
Yanıma oturuyor 

But she'll be there when i'm gone 
Ama ben gittiğimde orda olacak 

Black heart scarring darker still 
Siyah kalp hala daha koyu yara izi bırakıyor 

Yes, she'll be there when i'm gone 
Evet, ben gittiğimde orda olacak 

Yes, she'll be there when i'm gone 
Evet, ben gittiğimde orda olacak 

Dead sure she'll be there 
Lanet, kesin orda olacak 

Nakarat 
From 
Lay beside me 
Yanıma otur 

Tell me what i've done 
Ne yaptığımı anlat 

The door is closed, so are your eyes 
Kapı kapalı, gözlerin de öyle 

But now i see the sun 
Ama şimdi güneşi görüyorum 

Now i see the sun yes, now i see it 
Şimdi güneşi görüyorum, şimdi onu görüyorum 

What i've felt what i've known 
Hissettiklerim ve bildiklerim 

Turn the pages turn the stone 
Sayfaları çevir, taşı çevir 

Behind the door should i open it for you? 
Kapının arkasındayım, onu senin için açmalı mıyım? 

Yeah, what i've felt what i've known 
Evet, hissettiklerim ve bildiklerim 

So sick and tired I stand alone 
Çok hasta ve bitkin ayakta yalnız duruyorum 

Could you be there 'cause i'm the one who waits, the one who waits for you 
Orda olabilir misin çünkü senin için bekleyen, senin için bekleyen benim 

Oh, what i've felt what i've known 
Oh, hissettiklerim ve bildiklerim 

Turn the pages turn the stone 
Sayfaları çevir, taşı çevir 

Behind the door should i open it for you? 
Kapının arkasındayım, onu senin için açmalı mıyım? 

So i dub thee unforgiven 
Bu yüzden sana affedilmeyen ismini takıyorum 

Oh, what i've felt oh, what i've known 
Oh, hissettiklerim oh, bildiklerim 

I take this key and i bury it in you 
Bu anahtarı alıp senin içine gömüyorum 

Because you're unforgiven too 
Çünkü sen de affedilmeyensin 

Never free never me 
Hiç özgür değilim hiç ben değilim 

'Cause you're unforgiven too, oh 
Çünkü sen de affedilmeyensin, oh

James'in "Are you unforgiven too" dediği yerde sanki cidden karşımda dikilmiş bana soruyormuş gibi hissediyorum. Ardından düşünceler,hayaller filan filan...
Bir de şarkının sonunda Cause you're unforgiven too dediğinde de yine sanki bana diyormuş gibi irkiliyorum.

Özellikle şarkıların kliplerini buraya koydum.Onlar da çok önemli.

Son olarak Unforgiven III



Maalesef bu şarkının klibi yok.
Sözleri ve çevirisi ise:

How could he know this new dawn's light Would change his life forever? 

O, bu yeni şafağın ışığının,onun hayatını değiştirebileceğini nerden bilebilirdi? 



Set sail to sea but pulled off course By the light of golden treasure 

Yelken açtı denize,ama tabiki de altın hazinenin ışığıyla çekilmiş bir şekilde 



Was he the one causing pain With his careless dreaming? 
Bu O umursamaz rüya görüşüyle acıya neden olan tek o muydu? 

Been afraid 
Korkuyordum 

Always afraid 
Hep korkuyorum 

Of the things he's feeling 
O'nun hissettiği şeylerden 

He could just be gone 
O sadece gitmiş olabilirdi 

He would just sail on 
O sadece yelken açardı 

He'll just sail on... 
O sadece yelken açacak... 

How can I be lost?If I've got nowhere to go? 
Eğer gideceğim hiçbiryer yoksa nasıl kaybolabilirim ki? 

Searched the seas of gold 
Altın denizleri aradım 

How come it's got so cold? 
Nasıl oldu da bu kadar soğuk oldu? 

How can I be lost In remembrance I relive 
Beni rahatlatan anida nasıl kaybolabilirim ki? 

How can I blame you When it's me I can't forgive? 
Affedemediğim kişi bensem nasıl seni suçlayabilirim? 

These days drift on inside a fog 
Bu günler bir sis içinde akıyor 

It's thick and suffocating 
Çok yogun ve bunaltıcı 

This seeking life outside its hell 
Bu yorucu hayat dışarıdan cehennem 

Inside intoxicating 
İçerden sarhoş edici 

He's run aground 
O dibe vurmuş 

Like his life 
Hayatı gibi 

Water's much too shallow 
Su çok fazla ve yer sığ 

Slipping fast 
Hızlıca kayıyor



Down with the ship 

Ve gemiyle batıyor 



Fading in the shadows now 

Gölgelerde soluyor şimdi 


A castaway 
bir kazazede 

They've 
All gone 
Away 
Onların hepsi gitti 

They've gone away 
Onlar gitti 

How can I be lost If I've got nowhere to go? 
Eğer gideceğim hiçbiryer yoksa nasıl kaybolabilirim ki? 

Search for seas of gold 
Altın denizleri ara 

How come it's got so cold? 
Nasıl oldu da bu kadar soğuk oldu? 

How can I be lost In remembrance I relive 
Beni rahatlatan anıda nasıl kaybolabilirim ki? 

And how can I blame you When it's me I can't forgive? 
Affedemediğim kişi bensem nasıl seni suçlayabilirim? 

Forgive me 
Affet beni 
Forgive me not 
Beni affetmek yok 
Forgive me 
Affet beni 
Forgive me not 
Beni affetmek yok 
Forgive me 
... 

Forgive me, why can't I forgive me?! 
Affet beni,neden kendimi affedemiyorum?! 

Set sail to sea but pulled off course By the light of golden treasure 
Yelken aç denize,ama tabiki de altın hazinenin ışığıyla çekilmiş bir şekilde 

How could he know this new dawn's light Would change his life forever 
O, bu yeni şafağın ışığı onun hayatını değiştirebileceğini nerden bilebilirdi? 

How can I be lost If I've got nowhere to go? 
Eğer gideceğim hiçbiryer yoksa nasıl kaybolabilirim ki? 

Search for seas of gold 
Altın denizleri ara 

How come it's got so cold? 
Nasıl oldu da bu kadar soğuk oldu? 

How can I be lost In remembrance I relive? 
Beni rahatlatan anıda nasıl kaybolabilirim ki? 

So how can I blame you When it's me I can't forgive? 
Affedemediğim kişi bensem nasıl seni suçlayabilirim?

Bence bu son parça gerçek anlamda bir son.

"Affedemediğim kişi bensem seni nasıl suçlayabilirim."


Metallica'nın birkaç fotoğrafını koyarak yazımı bitiriyorum.






Tabii ki tüm grup üyelerini çok seviyorum ama James Hetfield biraz daha kıymetli ben de ;)
Bu kadar Metallica temalı bir yazı yazıp onun resmini koymasam ayıp olur diye düşündüm asfdsagfs













Sanırım biraz gaza geldim. :Dd
Herneyseee fazla fotoğraftan zarar gelmez düşünecesindeyim asdfghj

Müzik dolu günler dileriim..

Yorumlarınızı eksik etmeyin :)

2 yorum:

  1. Öncelikle merhaba, yazılarını zevkle okuyorum. Biraz bilgi biraz sohbet katıyorsun bizlere. Samimiyetle anlatışın hiç bilmediğim halde konuya hakim olmamı sağlıyor. Yakın bir arkadaşım saolsun Metallica'dan özellike James'den haberdarım. Grubu duymuşluğuma rağmen o arkadaşım ve özellikle yazın sayesinde Metallica'nın bahsedildiği kadar olduğunu anladım. Sıradan bir müzik grubu değil de daha çok ruhuna donun türlerden. Çünkü hissediyorsun, çünkü o da hissetmiş. Anlıyorsun ve o yaşanmışlıkları en azından anlamını bildiğin sürece tadıyorsun. Ve ben de affedilemeyen olabileceğimi düşünüyorum. Herkesde olandan biraz daha fazla... Müzik zevkin ve düşüncelerin çok hoşuma gidiyor. Bloğunun samimiliği de öyle. Yeni paylaşımlarını merakla bekliyorum. Sana da müzik dolu günler. x

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok çok teşekkür ederim. Yazdığım yazılara okurlardan böyle dönütler gelmesi beni o kadar mutlu ediyor ki..
      Ne yazık ki bu modern dünyada herkes az da olsa affedilmeyen. Önemli olan bunun farkına varabilmek. Birilerine bir şeyler farkettirebildiysem ne mutlu bana, amacıma büyük ölçüde ulaştım!

      Sil