1 Kasım 2014 Cumartesi

Sistem Değil, Nefisleri Köleleştiriyor İnsanları





İnsanın iliklerine işleyen, yağmuru yanına vezir almış kuru soğuğun hüküm sürdüğü sabahlardan birinde okula gitmek için mücadele veriyordum. Evde bulduğum neredeyse tüm kıyafetleri giymeme rağmen üşümem bitmiyordu. Yağmurdan gözlerimi kısmış yürümeye çalışırken, bir kadın gördüm. Kadın çok ironikti. Bu yüzden ilgimi çekti. Yağmurdan korunmak için şemsiyesini açmıştı fakat altına mini etek giymişti ve bacaklarında çorap yoktu. Bu kadının o mini eteği giymedeki amacı kesinlikle rahat etmek veya sıcağın bunaltıcı etkisini azaltmak değildi. İşte o zaman kadınların kendilerini nasıl köleleştirdiklerini anladım. O kadın, efendisine böylesine soğuk bir havada yarı çıplak sokağa çıkabilecek kadar itaat ediyordu. Peki efendisi kimdi bu kadının? Hevesleri, hırsları, istekleri, nefsi, beğenilme duygusuydu. Belki de eşi, sevgilisi, flörtü yani partneriydi. 21. yüzyılda, köleliğin olmadığı bir ülkede insanları sistem değil, nefisleri köleleştiriyordu.
Ağlamakla gülmek arasında kaldım. Kadının bu aptallığına gülesim geliyordu ama her türlü köleliğe karşıydım ve bu kadının haline de üzülmüştüm. Ona acıyordum. Modern olmak için yaptığı hareketler onu modernlikle tezat bir kavram olan köleliğe yöneltmişti. Sahi, ne kadar çok şeye köleydik. Sadece o kadın değil, hepimiz. Paraya, makama,patronlerımıza, öğretmenlerimize bazen de ailemize... Hür irademizi ne kadar bastırmışız, ne kadar sindirmişiz.
   
"Kimse size adaleti vermez, eğer adamsanız gidip kendiniz alırsınız."
(Malcolm X)

Haklarımızı savunacağımız zaman bile bunu başkalarından bekliyoruz. Toplumdaki yerimizi, yapacaklarımızı ve hatta nasıl mutlu olacağımızı bile başkaları belirliyor. Bir oyuncak yahut kukla gibiyiz. Bize, patronun ne derse yapacaksın, sorgulamayacaksın, deniliyor ve biz de tam istedikleri gibi sorgulamıyoruz.

"Sorgulanmayan bir hayat, yaşanmaya değmez."
(Platon)

Bize mutlu olmamız için son model bir telefon almamız öğütleniyor. Hiç sorgulamıyoruz. Yeme-içme gibi temel ihtiyaçlarımızdan kısıp o telefonu alıyoruz, ihtiyacımız olmamasına rağmen...
Sanıyoruz ki, bir insanın telefonu ne kadar kaliteliyse, o insan da o kadar kaliteli ve değerlidir. İnsanların değeri paralarıyla ölçülemez, bunu iyice anlamalı; kafamızdaki örümcek ağlarını temizlemeliyiz. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder