12 Mart 2016 Cumartesi

İçindeki Çocuğa Açık Bir Çay Söyle!

     -Suriye'li mülteci çocuklar-

  İçindeki çocuğu al, gözyaşını sil nasır tutmuş ellerinle. Yanına oturt, şöyle adamakıllı bir yemek yedir. Sonra çay söyle, onunki açık olsun, ve dinle onu. Ne kadar kırılmış dökülmüş hayali varsa, annesi kaç kere kulağını çekmişse, kaç kere tokat yemişse babasından hepsini dinle. Susmasın istemezse, sabaha kadar anlatsın dursun. Sen onu dinlemeye devam et. Uçurtmasından bahsetsin, ışıklı spor ayakkabılarından... Bisikletini anlatsın mesela, yaralanmış dizini göstersin gülümseyerek. Mahallede top oynayan çocukların topunu patlatan o korkunç amcayı anlatsın sana. Hatta taklidini de yapsın: "Keserim topunuzu eşek sıpaları!"
  Anlatmaktan yorulunca al onu kucağına, sarıl sıkıca. İçindeki kötülük buharlaşsın. Allah onun masumluğundan sana da bahşetsin. Kalbine Kudüs kurulsun, putlar yerle bir olsun.
Nurlansın dört bir taraf; Mekke olsun... Canım Mekke olsun, ruhum Mekke olsun. Taif sokaklarında taşlansın nefsim ve Hira'da huzuru arasın. İsa Peygamber misali göğe yükselsin ruhum. Allah benim de ellerimden tutsun. Gözlerimi aşağıya indireyim, utanayım yaptığım küçük ve büyük tüm günahlardan. Elimden kaçıp giden tüm fırsatlara üzüleyim. Ama asla yeise düşmeden. Yeis olmamalı, hem de hiç. Mehmed Akif ne der:
"Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile şirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin"
 Her daim umut dolu ama korkarak ilerleyeyim bana verilen vakt-i hayatta. Ve en son, öleyim tam da sevgiliyle buluşmaya hazırken...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder